mucit

warning: Creating default object from empty value in /home/bilim/domains/bilimvadisi.com/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

İlköğretim öğrencisi maç izlerken 'buluş' yaptı

Çankırı'da bir ilköğretim öğrencisi, spor salonu yeterince aydınlık olmasına rağmen görevlinin bütün ışıkları yakması üzerine geliştirdiği ''Işığa Duyarlı Lamba Anahtarı'' projesiyle Türkiye birincisi oldu.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesince (İTÜ) düzenlenen proje yarışmasına Çankırı'dan katılan İsmet İnönü İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencisi Ahmet Nedim Güçyılmaz birincilik elde etti.

Hesap Makinası nasıl icat edildi

İskoçyalı John Napier çarpma - bölme ve toplama - çıkarma arasında bağlantılar kurdu. Kurduğu bu bağlantılar mekanik hesap yapma makinalarının temelini attı.

Uzun yıllar boyunca insanlar hesap makinasını Blaise Pascal'ın icat ettiğini düşündüler. Aslında ilk icadı onun yapmadığı, ondan 18 yıl önce hesap yapan bir saat icad eden Wilhelm Schickard'ın yaptığı ortaya çıktı. Alman tarihçi Franz Hammer tarafından bu konuda pekçok belge bulundu. Schickard'ın icadı daha önce bulunmasına karşın Pascal'ın icadından daha gelişmiş özelliklere sahipti. Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini aynı anda

Fare Kapanı nasıl icat edildi

Fare kapanı, yüzlerce yıl mucitlerin beceri sınırlarını zorlayıp durmuştu, ama 19. yüzyıl ortalarından itibaren yalnız ABD'de 4 bini aşkın fare kapanı patenti verilecekti. Klasik şekli, çizgü filmlerin ölümsüzleştirdiği ve icadından beri geçen yüzyılı aşkın süredir hala günlük kullanımda olan yaylı tuzak, yani kapandır.

İlk yaylı kapanı icat eden William Hooker patenti 1894'te aldı ve Out of Sight (Gözden Irak) adıyla pazarladı; logonun ortasındaki "O" harfinin içinden bir fare kafasını uzatmış bakıyordu. (Hooker; 1865 ve 1908 arasında 27 buluşun patentini aldı; ilki çalı budama makasıydı, ama diğer hepsi ya kapılar ya da hayvan

Buzdolabı nasıl icat edildi

Soğutmanın ilk yöntemlerini doğa sunmuştur, bu yöntemlerin en çok bilineni, ısının eriyen kare ya da buza aktarımı olmakla birlikte, ayrıca buharlaşma süreci aracılığıyla soğutmadır. Terlememizin nedeni, insan bedeninin buharlaşma yoluyla serinlemesidir. Eski Yunanlılar aynı şekilde yiyeceklerin nemli toprak kaplarda saklanmak yoluyla serin tutulabileceğini keşfetmişti; bu yöntem bugün dünyanın bazı yörelerinde hala kullanılmaktadır. Kimyager William Cullen 1775 gibi erken bir tarihte, doğal buharlaşma sürecini bir adım ileriye taşıyan deneyler gerçekleştirdi ve azaltılmış basınç altında nitrik eteri buharlaştırarak donma derecelerini

3G'de herşey elinizde

3G ile internet kullanırken telefonunuza virüs girmemesini sağlar ve dosya indirme oranlarınızı kontrol altında tutarsanız faturalarınız kabarık gelmeyecek

3G kullanımında kotayı aşıp kabarık faturalarla karşılaşmamak için, izlenen video miktarı, indirilen dosya ve müzik parçası sayısına dikkat etmek, bilgisayardan virüsleri uzak tutmak gibi önlemler almak gerekiyor.

Buharlı gemi

Buharlı gemi, ne saçmalık! Bu anlayışsızlık yalnız buharlı araba tasarısını değil, buharlı gemi tasarısını da suya düşürdü. Denis Papin’inkini 25 Eylül 1707′de parçalamışlardı. Claude-François d’Auxıron’unki 8 Eylül 1774′te daha şanslı çıkmadı. D’Auxiron (1727-1778), kürekleri yangın tulumbasıyla işleyen bir gemi inşa etmişti. Seine ırmağında denemeye konduysa da tasarıya düşman gemicileri sarkacını sabote ettiklerinden deneme başarısızlıkla sona erdi.

Konserve

Napolyon savaşları kimyacıların dikkatini bir ihtiyaca daha çekmişti: Yiyecek sıkıntısı. Askerlerin, hele denizcilerin, yiyeceklerini birlikte götürmelerini ve bunların uzun süre dayanmasını sağlamak gerekiyordu. Taze et bulunmadığından eskiden beri fümesi, kurusu ya da salamurasıyla yetinilmekteydi. Buna reçel ve peynir katmak tek beslenme yolu olarak biliniyordu. Ancak, bu sınırlı imkânlar, savaş geniş bir alana yayılınca ve ulaşım gittikçe zorlaşınca sağlık bakımından kötü sonuçlar vermeye başladı. Hükümet, bilim adamlarına baş vurdu.

Buharlı araba

Böyle bir tasarı Newcomen’in makinesiyle bile hayalden öteye gidebilecek gibi değildi. Daha önce tanımını yaptığımız üç metre uzunluğunda ve sarkacı yedi metreye varan dev aracı bir gözümüzün önüne getirelim. Böylesine bir hantal makineyi bir arabaya, hatta bir gemiye yüklemeyi düşünmek düpedüz gülünçtü. Üstelik bir soğutma makinesi olduğuna göre araçta ayrıca tonlarla soğuk su bulundurulması gerektirmekteydi.

Deniz taşıtı

Kara taşıtlarından, henüz hiç sözünü etmediğimiz deniz ulaşımına geçelim. Daha önce anlatılmamasının nedeni, Yunanlıların ve onlardan öncekilerin su üstü ulaşımında geri olmaları değildir; Cilâlı Taş Çağı’nda bile su üstü ulaşımı bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Hatta geminin arabadan önce icat edilmiş olması da olağandır. Öyle ya, ağaç kütüğünü oyarak basit bir kayık yapmak, dingil ve tekerleği gerektiren arabanın icadından daha kolay değil midir?

Mors telgrafı

1793′te Convention Meclisi, Claude Chappe’inkini resmen tanıdı diye öteki mucitlerin kabuklarına çekildiklerini ve kendilerini yenilmiş saydıklarını sanmamalıyız. Mucit her şeyden önce inançlı kişidir. Dehasına çılgın bir güven vardır ve hatta bir rakibin başarısı bile kendisinin yanlış yolda olduğuna inanması için yeterli değildir.

Çelik icadı

İngiltere’de krallık emirnamelerince yasaklanmasına, Fransa’da Sorbonne’un şiddetle karşı çıkmasına rağmen, ormanlar tükendikçe taşkömürüyle ısınma yaygınlaşıyordu. Evlerden bir süre sonra fabrikalara da girmeye başladı.

Önce cam (1635), bira ve tuğla fabrikalarına girdi. Derken günün birinde, bir demir döküm fabrikası sahibi, “biz niye kullanmayalım?” diye düşündü. Bu kişi Dunley idi.

Demirin icadı

XIX. Yüzyılın başlarına kadar gözler hep Roma ile Yunan’daydı. Çağdaş uygarlığımız yalnız bu iki kaynağa indirgenmekteydi. Bu görüş Napolyon’un Mısır seferiyle değişti. Onunla birlikte Mısır’a giden bilginler, icat ve anıttan yana zengin bu iki uygarlıktan, çok daha eski bir uygarlığın varlığını şaşkınlık ve hayranlıkla gördüler. 1842′de ufuk daha da genişledi; Fransa’nın Musul başkonsolosu Botta, Mezopotamya’nın antik anıtlarını ortaya çıkardı.

Bombanın icadı

Bomba çok eskiden bulunmuş bir silahtır. Romalıların bomba kullandığı biliniyor. Bombayı, düzenli ordular içinde, ilk kez kullanan ise, Fransızlar olmuştur (1427). İkinci Viyana Kuşatması’nda Avusturyalılar, 1808-1809 yıllarında da Napoleon orduları bomba kullandılar.

Tekerleğin icadı

Tekerlegin bulunuşunda, Amerikalı arkeolog Speiser, Gawra’da, M.Ö. 3.000–2.500 yıllara ait tekerlek kalıntılarına rastlamış; İngiliz meslektaşı Woolley ise Ur’da, M.Ö. 2.950 yıllarından kalma bir mezardan tekerlek çıkarmıştır. Ne gibi bir ihtiyacın bu icada yol açtığı kesinlikle bilinmemektedir. General Frugier’nin ilginç bir varsayımına göre, Yontma Taş Çağı’ndan başlayarak insan, avladığı hayvanı, kaya parçaları gibi bazı şeyleri taşıma ihtiyacını duymuştur.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar

İçeriği paylaş