biyoloji

warning: Creating default object from empty value in /home/bilim/domains/bilimvadisi.com/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Biyoloji Biliminin Tarihi Gelişimi

BİYOLOJİ BİLİMİ

Orta Çağ

Ortaçağ İslâm Dünyası'ndaki biyoloji araştırmalarını, bitkibilim ve hayvanbilim çerçevesinde değerlendirilecek olunursa, bu alanların daha çok Aristoteles ve Dioscorides gibi Yunan bilginleri tarafından derlenmiş olan bilgi birikimine dayandırılmış olduğunu söylenebilir. Ancak, bu birikime Müslüman araştırmacıların yaşamış oldukları çevreden edindikleri bilgilerle kişisel gözlemleri de eklemek gerekir.

Erken tarihli biyoloji yapıtları, genellikle ansiklopedik bir nitelik taşır. Bunlarda, bitkilerle ve hayvanlarla ilgili yüzeysel gözlemlerin yanı sıra, hikayelere ve hadislere de yer verilmiştir. İncelenen bitkiler, daha çok tıbbî bitkilerdir. Hayvanlara ilişkin açıklamaların ise, özellikle at, deve ve koyun gibi gündelik yaşantıyı doğrudan doğruya etkileyen canlılar üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.

Morfin üreten gen bulundu

Afyon ekimine gerek kalmadan laboratuarda morfin ve kodein üretiminin önü açıldı.

Calgary Üniversitesi (Kanada) araştırmacıları, afyon bitkisinin 50 yıldır çözülemeyen sırrını çözmeyi başararak, bu bitkinin morfin ve kodein adlı maddeleri üretmesini sağlayan iki geni belirledi.

Böylece bu etkin ağrı kesiciler alternatif yöntemlerle, örneğin laboratuarlarda sentetik olarak ya da bu maddelerin bitkide oluşma sürecini kontrol altına alarak üretilmesinin yolu açılmış oluyor.

Aile boyu gen haritası çıkarıldı

Anne, baba ve biri kız biri erkek iki çocuktan oluşan bir ailenin bireylerinin gen dizilimlerini içeren ilk 'aile gen profili' çıkarıldı.

Anne, baba ve biri erkek, biri kız iki çocuktan oluşan bir ailenin bireylerinin gen dizilimlerini içeren ilk aile gen profili, bu yöntemin özelliklerimiz ve eğilimlerimiz hakkında çok daha sağlıklı bilgiler sağlayacağını ortaya koydu.

Akıllara durgunluk veren araştırma

Uzun zaman ve para harcadılar ve sonunda bir sonuç da elde ettiler. Ama bu araştırmayı neden yaptıklarını, ne işe yarayacağını henüz kimse anlayamadı. İşte akıl almaz araştırma: Rus biyologlar, salyangozların yumurta içerisindeki yavrularına, kimyasal madde salgılayarak haber ilettiğini tespit ettiler.

Genom Projesi Nedir?

Moleküler biyoloji ve genetik günümüzün en önemli çalışma alanlarından biridir. Ünlü bilimadamları Watson ve Crick’in 55 yıl önce tanımladığı DNA’nın çifte sarmal yapısı ile önemli bir hız kazanan bu alandaki çalışmalar günümüzde zirve noktasına ulaşmayı hedefleyen çalışmalarla devam etmektedir. Mendel’in yüzyıllar önce yaptığı çaprazlama çalışmaları bugün yerini genome projesine bırakmıştır.

Balık bağırsakları asit dengesini koruyor !

Balıkların bağırsağı tüm denizlerde, okyanuslarda “asit dengesinin korumasını” sağlıyor.İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nin yaptığı ve Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, balık bağırsağından salınan kalsiyum karbonat denizlerin asit dengesini koruyor.

Sanayi ürünlerinin neden olduğu atmosfer ısınmasına yol açan karbondioksit okyanuslarda asitin artmasına da neden oluyor. Bilim adamları balıkların bağırsağının doğanın dengesini korumaya çalışmasındaki önemini vurguluyor.

Biyoloji ve kimya uzmanı öğretim üyesi Dr. Rod W. Wilson’ın başkanlığındaki araştırmacılara göre tüm denizlerde tahmini toplam 2 milyar 50 milyon ton balık yılda 110 milyon ton kalsiyum karbonat üretiyor.

Carl Linnaeus

Carl Linnaeus (sonra Carl von Linné, Latince yazılı kitaplarda Carolus Linnaeus) 23 Mayıs 1707 Råshult'da doğdu (Stenbrohult, Güney İsveç), 10 Ocak 1778 Uppsala'da öldü; İsveçli biyolog, hekim ve fizikçi.

Linnaeus, biyoloji ve botanikte sınıflandırma esasını getirmiş, bütün canlıları bir cetvelde göstermiştir. Onun bu metodu, bugün de kullanılmaktadır.

Simalardaki Çeşitlilik

Orta okul yıllarımda, Trabzon'a gelen Çinli turistlerle tanışmıştım. Bana göre hepsi aynıydı. Hiçbirini diğerinden ayırt edemiyordum. Ama onlar için problem yoktu. Birbirlerini şaşırmadan tanıyorlardı. Daha sonra 'Çinli' dediğim insanların, ‘Japon’ olduğunu öğrenince, farklı milliyetteki insanları bile ayırt edemediğimi anladım. Acaba bu insanlar birbirlerini nasıl tanıyorlardı?

DNA Herşey mi?

Son günlerde klonlama (canlının döllenmeden tıpkısının çoğaltılması) hakkında çok sık tartışmalar duyar olduk. Önce İskoçya'da bir koyunun meme hücresinden "Dolly" adı verilen bir koyun klonlandı.
Bu haber bütün dünyaya yayıldıktan sonra, haklı olarak insanların aklına "Acaba insan da klonlanabilir mi?" sorusunu getirdi. Koyun klonlanabildiğine göre, insanın klonlanması da teorik olarak mümkün gibi görülüyor. Bazı insanlar Einstein'ın yahut yıllar önce hayata gözlerini kapamış liderlerin kopyalanmasının iyi fikir olabileceği konusunu konuşurken, diğer yandan Hitler gibi insanların da kopyalanabileceği, bu yüzden bu kapının hiç açılmaması gerektiği savunuldu.

Kavramlar Üzerine Evolüsyon-Evrim

Evolüsyon (evolution) terimi Türkçe bilim literatürüne bu yüzyılın başlarında tekamül, yakın zamanda ise "evrim" şeklinde çevrilerek girmiştir ve hâlen, hangi disiplinde kullanılırsa kullanılsın genellikle bu şekilde karşılanmaya devam etmektedir. İlmî tartışmaya konu olan bir teori çerçevesinde evrimin biyolojik bir hâdise olduğu iddia edilir, fakat jeolojik zaman ölçeğinde gerçekleştiği kabul edildiğinden deney-gözlem-istatistiki analiz-sentez sürecine girmez. Dolayısıyla tabiî bitimler açısından ilmî bir isbatı da yoktur.

Darwinizm ve Paradigmanın Önceliği

Türlerin Kökeni'nin yayınlandığı 1859'dan bu yana Darwin'i desteklemek amacıyla çok sayıda delil ileri sürülmüştür. Tabiî seleksiyon yoluyla evrimin tabiatta doğrudan gözlendiği ve izole durumdaki yeni popülasyonların -türlerin- daha önceki mevcut türlerden geldiği iddia edilmiştir. Fakat darwinci teorinin iddiası daha uzağa gitmektedir. Ernst Mayr'in belirttiği gibi bu teori, evrimin, tamamen tabiî seleksiyonun yönlendirmesi altındaki küçük genetik değişimlerin tedricen birikmesiyle ortaya çıktığını; türden türe evrimin, popülasyonların ve türlerin bünyesinde meydana gelen olayların hayalen ötelenmesinden başka bir şey olmadığını iddia etmektedir. Oysa Darwin modelinin mikroevrim ölçeğinde söyledikleri makroevrim ölçeğindeki başarısızlığının altını çizmekten başka bir işe yaramamaktadır. Bilindiği gibi mikroevrim bir türün kendi sınırları içinde geçirdiği değişimler olup, buna en tipik örnek farklı insan ırklarının varlığıdır. Bilimsel gözlem ve teste dayanmayıp sadece bir önkabul olarak ifade edilen makroevrim ise, mikroevrimin belli bir birikime ulaşması sonucunda türün farklı bir türe dönüşmesi olarak tarif edilmektedir.

Evrimin Çıkmazı: “Kambriyen Patlaması”

Yaşı 4,5 milyar yıl civarında hesaplanan gezegenimizin, ilk 3,5 milyar yılında hayvan hayatından yoksun olduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık ilk 4 milyar yıla ait gözle görülür bir fosil kayıt bulunmadığı için, bu zaman zarfında yeterince hayvan olmadığı anlaşılıyor. Bugüne kadar yeryüzünün hiçbir yerinde metazoer (çok ve farklı hücreli) hayvan fosili 600 milyon yıl yaşlı tortul tabakalarda bulunmamıştır.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar

İçeriği paylaş