Vücudumuzdaki En Sert Yapı: Dişlerimiz

Vücudumuzdaki En Sert Yapı: Dişlerimiz

Allah, insanları en güzel biçimde yaratmıştır. İnsanın vücudu incelendiğinde, yaratılıştaki mükemmellik ve Allah’ın insane verdiği nimetler, kolayca anlaşılacak kadar açık ve mükemmeldir. Bu nimetlerden birisi de insanların ölünceye kadar ihtiyaç duydukları, ancak görevi ve işleyişi konusunda pek çok kişinin detaylı bilgi sahibi olmadığı dişlerdir. İşte estetik açıdan da önemli bir rol oynayan bu mucizevi yaratılış delillerinin özelliklerinden bazıları:

Sağlam Yapı…

Sindirim sisteminin başlangıcı olan dişler, bilinen en sert organik madde olan -diş minesi- ile kaplanmışlardır. Bu sayede kimyasal maddelere karşı çok dayanıklıdırlar.

Sindirim İşlemine Önemli Katkı

Dişler, sindirim işleminin en ağır görevlerinden birini yerine getirirler. Çoğu zaman katı ve büyük boyutlarda önümüze gelen besinlerin güçlü ön kesici dişler tarafından kesilip parçalanması, ardından da yüksek ancak kontrollü bir basınç uygulanarak öğütülmesi ve hamur haline getirilmesi dişlerimizin görevidir. Bu görev, insanın tüm hayatı boyunca günde en az 10 kere yerine getirdiği bir durumdur.

Aşınmaya Karşı Direnç

Karşılaştığı besinlerin yıpratıcı etkisiyle kısa sürede aşınması gereken dişlerimiz, Allah'ın üstün yaratışı sayesinde bu ağır ve uzun süreli görevi yerine getirebilecek şekilde yaratılmıştır.

Yemek Yemeyi Kolaylaştıran Şekil

Ağzımızdaki dişlerin hepsi aynı cins olsaydı, yemek yememiz hemen hemen imkansız hale gelirdi. Çünkü her dişin sindirim işleminde ayrı bir görevi vardır:

Kesici diş adı verilen alt ve üst çenedeki ön dişler, yiyeceği koparır. Köpek dişi adı da verilen 4 diş, uçları sivri olduğu için, besini yırtar, parçalar. Azı dişleri, çiğneme ve kenetlenmeye yarayan tümsekler sayesinde besini öğütürler.

Ağız Yapısına ve Sindirim İşlemine Uygun Dizilim

Dişlerdeki eksiksiz yaratılışın bir başka örneği de dişlerin diziliminde görülür. Her diş olması gerektiği yerdedir. Kesiciler olmaları gerektiği gibi ön tarafta, azı dişleri yine olmaları gerektiği yerde arka taraftadır. Bunların yerinin değiştirilmesi bile dişleri tamamen kullanışsız hale getirebilir.

Birbirinden bağımsız olan üst ve alt dişler arasında da kusursuz bir uyum vardır. Her iki bölgedeki dişler, çene kemiği kapandığı zaman tam olarak birbirlerinin üzerine oturacak şekilde yaratılmıştır. Örneğin tek bir azı dişiniz diğer dişlerden daha uzun olsa veya üzerinde fazladan bir çıkıntı bulunsa, ağzınızı kapayamazdınız. Bu durumda konuşma ve yemek yeme gibi çok temel ihtiyaçlarınızı dahi karşılayamaz duruma gelirdiniz. Bunun ne kadar rahatsızlık verici olduğunu bir kişi dişine dolgu yaptırdığında daha net anlayabilir. Dolgu miktarı çok az bir miktarda bile fazla olunca, dişte yükseklik oluşur ve dişler tam olarak kapanamaz, rahatsızlık hissedilir.

Oluşum Aşamasındaki Mucize

Dişler meydana gelirken milyonlarca hücre, önce kalsiyum depolayıp ardından yan yana gelerek büyük bir blok oluşturur. Bu bloğun şeklini de yine bloğu inşa eden hücreler belirlerler. Bu noktada büyük bir yaratılış mucizesi görülmektedir. Örneğin alt damakta bulunan hücreler, kendilerinden uzakta bulunan üst damaktaki hücrelerin nasıl bir şekil inşa ettiklerini adeta çok iyi bilirler. Her iki hücre grubu da ürettiği dev bloğu, kendisine karşı gelecek blokla birbirlerine en uygun şekilde üretirler. Böylece çene kemiği kapandığı zaman üst damakta bulunan bir azı dişi ile alt damakta bulunan bir azı dişi birbirlerine en uygun şekilde otururlar. Bu şekilde herhangi bir uyumsuzluk olması insan için rahatsızlık verici durumlar oluşturur. Ancak bu gerçekleşmez ve 32 kalsiyum bloğundan oluşan karmaşık yapı, birbirlerine en uygun şekilde inşa edilir. Açıktır ki vücuttaki bütün hücrelere olduğu gibi dişleri oluşturan hücrelere de sahip oldukları özellikleri veren üstün güç sahibi Allah'tır.

Isıya ve Dokunmaya Karşı Hassas Dentin Dokusu

Dişlerimiz, kemiklerle aynı yoğunluğa sahip olmalarına rağmen ısıya ve dokunmaya karşı son derecede duyarlıdır. Gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile kendi kendine yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dentin, canlı bir yapıdır ve %70'i mineral tuzları; %20'si organik madde ve %10'u da sudan oluşur. Dentinin yapısında bulunan kalsiyum tuzları, dişin basınca karşı dayanıklı olmasını sağlarken, yapısındaki kollojan lifleri ise dişi çarpmayla ortaya çıkan gerilme kuvvetlerine dayanaklı hale getirir. Dentin çok sayıda kanalcık içerir. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

Diş Minesinin Anne Karnındaki Oluşumu

İnsan vücudunun en sert maddesi olan minenin %97'si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi, altıgen apatit kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketine yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, ana rahmindeyken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine oluşumu sırasında bir hastalık geçirirse, mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. O zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur.

Diş Minesindeki İnsan Üretimi Seramiklerden Üstün Yapı

Diş minesi bol miktarda karbonat, magnezyum, sodyum, potasyum iyonları içermektedir. Diş minesindeki tuzların kristal yapısı, dişi basınca karşı dentinden daha dayanıklı yapmaktadır.

Bugün bilim adamları doğadan esinlenerek hazırlanan malzemelerin üretilmesi için araştırmalar yapmaktadır. Yapılan bu araştırmalarda kemik ve diş türü biyoseramiklerin vücut sıcaklığında protein gibi organik maddelerin birleştirilmesiyle oluştuğu ve bunların insan üretimi seramiklerden çok daha üstün nitelikler gösterdiği ortaya çıkmıştır.

Dişlerin Düzgün Konuşmaya Etkisi

Düzgün konuşmada dişler vazgeçilmez bir rol üstlenir. Bu konuda vereceğimiz birkaç örnek, konunun detaylarının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. DE ve TE sesleri, dil ucunun, üst kesici dişlerin damak tarafındaki eğiminden destek almasıyla çıkar. FE ve VE sesleri ise, alt dudağın, üst kesici dişlerin kesici uçlarına temas etmesiyle çıkar. SE sesi ise, daha karışık bir işlemle çıkar. Alt ve üst kesici dişler, birbiriyle temas halindeyken, dilin, azı dişlerinin dil tarafındaki yüzeyinden destek alması ve dil ucunun da (kesici dişler arasında bir oluk yapıp) hava borusunu oluşturmasıyla gerçekleşir. ŞE ve JE sesleri de buna benzer bir işlemlerle gerçekleşir; fakat bu sırada dil ucu göreve katılmaz.

Dişin Anatomik Yapısı

Her dişin bir kuron (taç) bir de kök kısmı vardır. Dişin kuron kısmı mineyle örtülüdür. Kök yüzeyi, kök ucu (apeks) ve boyun sementle örtülüdür. Mine ve sementin altında (kuron ve kökte) dentin yer alır. En içte diş özü (pulpa) bulunmaktadır. Dişin asıl kitlesini dentin adı verilen fildişi tabakası oluşturur. Yetişkin bir insan dişinin %75’ini dentin kaplar. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında sement ile örtülüdür.

Yüce Allah dişleri estetik açıdan son derece güzel yaratmıştır. Dişlerin bu estetik görünümlerinin yanı sıra insan vücudu için çok önemli işlevleri de bulunmaktadır. Örneğin dişlerin eksik olması durumunda bazı sesleri çıkarmada, yiyecekleri ısırmada veya çiğnemede zorluk yaşanması, dişlerin ne denli önemli işlevleri olduğunun açık delillerindendir.

Dişteki Hassas Denge

Bilim adamları, diş oluşumu ile ilgili yaptıkları çalışmalarda Yüce Allah'ın muhteşem yaratış sanatını ve bu yaratıştaki ince detaylarından bir tanesini daha gözler önüne seren bir gen ortaya çıkarmışlardır. Bu gen, diş minelerinin ve dişin içerisinde daha yumuşak yapıdaki dentinin oluşumunda önemli rol oynayan dentin sialophospho protein (DSP) genidir. Diş oluşumunda kritik rol oynayan bu gen, tek bir protein açığa çıkarır, ancak bu protein dentin sialoprotein (DSP) ve dentin phospho protein (DPP) adı verilen zıt işlevlere sahip iki proteine bölünür. Söz konusu proteinlerden DPP kırılganlığa yol açan oyuk ve kireçli bir mine tabakası oluştururken, DSP minenin sertliğini ve oluşum hızını artırmaktadır. Başka bir deyişle bu iki proteinin tam belirtilen ölçülerde ve birbirini tamamlayan ince bir teknikle bir arada çalışması sonucu dişler, ne kolayca kırılacak şekilde çok sert ne de çok yumuşaktır.

DSP ve DPP arasındaki mükemmel denge, kritik dentin-mine bağlantısının hassasiyetini gözler önüne sermektedir. Çünkü dişlerin korunmasında etkin bir madde olarak görünen ve minenin dentinle olan bağlantısında çok ince bir tabaka halinde bulunan DSP, tüm mineden daha serttir. Eğer bu proteinin miktarı artırılırsa dişler daha kırılgan hale gelmektedir. Çünkü dişleri daha sert yapan ve çürümeye karşı koruyan florürün fazla miktarının dişleri zayıflatması gibi, DSP'nin de aşırı miktarının dişleri zayıflattığı ve kırılgan hale getirdiği saptanmıştır.

Diğer taraftan DPP proteininin dişleri zayıflatan bir etkisinin olduğu bilinmektedir. Bu proteinin olması gerekenden fazla miktarda bulunması ise dişlerimizin çürüyüp dökülmesi anlamına gelir. Ancak Yüce Rabbimiz'in sonsuz ilmi sonucunda, DSP ve DPP arasında çok hassas bir denge kurulmuştur. Bu öyle hassas bir ayardır ki mineyi zayıflatıyormuş gibi görünen DPP proteini, sertliği artıran DSP proteini ile birleşerek uygun diş oluşumunu sağlamaktadır.

Her şeyi belli bir ölçü ile ve düzen içinde yaratan Yüce Allah DSP ve DPP arasındaki bu hassas denge ile yumuşak dentinin, daha dışarıdaki sert seramiğe benzer yapıdaki mine kaplaması ile güvenli bir biçimde birleşmesini sağlar. Yüce Allah bir Kuran ayetinde her şeyi bir ölçü ile yarattığını bizlere şöyle haber verir:

"...O'nun Katında herşey bir miktar (ölçü) iledir." (Rad Suresi, 8 )

Dişlere dayanıklılığını veren diş minesi, kristal kadar serttir. Seramik benzeri bir yapıya sahip olan diş minesi, daha yumuşak olan dentine esnek bir şekilde bağlanmıştır. Bazı araştırmacılar dentin ve mineyi bir yatak (dentin) üzerinde yer alan cam (diş minesi) bir tabağa benzetirler. Bu iki malzeme, en doğru sertlikte inşa edildiği için esnek dentin-mine bağlantısı, kişinin yaşamı boyunca çiğnerken ve öğütürken diş minesini kırılmaktan korur. Gerçekte dişin bu yapısı, tek bir gen (DSP - dentin sialophospho protein geni) tarafından kodlanan, normalde bir araya gelmesi beklenmeyen bir çift protein (DSP-dentin sialoprotein ve DPP-dentin phospho protein) tarafından desteklenmektedir.

Sonuç

Görüldüğü gibi dişlerimizi incelediğimizde belki de daha önce üzerinde düşünmediğimiz birçok mükemmel detay ortaya çıkmaktadır. Bu kusursuz yaratılışı, aynı zamanda vücudumuzun her yerinde de görmekteyiz. Yüce Allah insanları en rahat edeceği, sıkıntı duymayacağı, tüm ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabileceği üstün sistemler ve organlarla yaratmıştır. Önemli olan bu ayetler üzerinde düşünerek, herşeyin hakimi olan Allah'a yönelmektir. Yüce Allah bu gerçeği bir Kuran ayetinde şöyle bildirmiştir:

"Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır." (Bakara Suresi, 164)

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar