Sağ El Kuralı

Sağ El Kuralı

Birçok ülkede trafik sağdan işler, insanlar genellikle sağ ellerini kullanır. Yemek yeme gibi temizlik gerektiren faaliyetlerde sağ el tavsiye edilirken, taharette sağ elin kullanılmaması telkin edilir. “Sağduyu” tâbirini “akl-ı selim” yerine kullanırız. Müslümanlar Kâbe’yi sağdan sola doğru tavaf eder, Mevlevîler semada sağdan sola doğru döner, minarelerin merdivenleri sağdan sola doğru inşa edilir.

Fransızcada “droit” hem sağ, hem de hukuk mânâsına gelir. İngilizcede de “right” hem sağ, hem de doğru ve haklı mânâlarında kullanılır. Arapçada sağ taraf mânâsına gelen “yemin”, uğur ve bereket mânâlarındaki “yümün”le aynı kökten gelir. Bütün bunlar bir tesadüf olamayacağına göre, sağın vurgulanmasındaki sır acaba nedir?
Meseleye bu açıdan bakıldığında kâinatta umumî mânâda bir yönlenme ve yönlendirilme görülür. Her hâdisenin işleyişinde, inşa biçiminde, muhakkak bir yön ağır basar. Moleküler seviyedeki bu yönelimler “moleküler chirality” “D” (Latince, dextro=sağ)ve “L” (levo=sol) formu gibi isimlerle; daha makro seviyedeki yönlenmeler ise sağa veya sola yönelme, asimetrik tercihlilik ve sağ-sol el kaidesi gibi tâbirlerle ifade edilir.

Sağ el kuralı, fizikte elektromanyetizma ve “açısal momentum” konularında anlamayı kolaylaştırmak için kullanılır. Lisede fizik dersi gören birçok kimse bu prensibi az çok hatırlar. Elektrik akımı geçen bir telin etrafında daire şeklinde meydana gelen manyetik sahanın yönü sağ el kuralına uyar. Sağ elin başparmağı akımın yönünü gösterecek şekilde tutulduğunda, diğer dört parmak akımın etrafında meydana gelen manyetik alanın yönünü ifade etmektedir. Bu durumda manyetik alan saat yönünün tersine doğru akmaktadır. Aynı zamanda tel sarılı bir makarada (selenoidde) oluşan manyetik alan yine sağ el kuralına uymaktadır. Sadece bu kadarla da bitmez, “açısal momentumun” yön tayininde de sağ el kaidesi geçerlidir.

Kâinatta bu kurala uyan başka örnekler de vardır. Bitkiler ve hayvanlar âlemi, hepsi fikir birliği yapmışçasına sağ el kuralına uyarlar.

Aynı şekilde salyangoz benzeri karada ve denizde yaşayan konik kabuklu karındanbacaklıların (gastropod) kabukları sağ el kuralına uyan spiraller çizer.

Sarmaşıklar her zaman sağ elli bir sarmal izleyerek tırmanır. Çünkü dal boyunca başparmak doğrultusunda ilerleyen bitki sağa kıvrılarak dolanır. Sarmaşıkların sağ el kuralına uymayan türü gözlenmemiştir.
Canlılar dünyasında sağ el kuralına mikro ölçekte de birçok misâller bulmak mümkündür. Meselâ uzun zincir şeklindeki canlı proteinlerinde yine sağ el kuralının geçerli olduğunu görmekteyiz. Herkesin çok sık duyduğu DNA molekülün şekli de, genellikle sağ el kuralına uyan bir çift sarmaldır.

Makro-kozmosta sağ el kuralı

Okul sıralarında Dünya’nın iki tür hareketi olduğu anlatılır. Dünya kendi ekseni etrafında döner ve bu dönüşten gece gündüz meydana gelir. Dünya aynı zamanda Güneş’in etrafında da dolanır, Dünya’nın bu hareketi neticesinde de mevsimler ortaya çıkar. İki cümle ile anlatılıp bitirilen, Dünya’nın bu iki hareketinden başka, pek bilinmeyen bir hareketi daha vardır. Dünya, uzayda geçtiği bir noktadan bir daha geçmemektedir. Diğer gezegenler de bu kurala tâbidirler.
Dünya hem kendi ekseni etrafında, hem de Güneş etrafındaki yörüngesinde “helezonik” bir hareketle döndürülür. Dünya bu iki dönüşünde de sağ el kuralına uygun hareket ettirilmektedir. Güneş Sistemi bütünüyle Vega yıldızı istikametine doğru saniyede 20 km’lik hızla yol almaktadır. Dünya gibi diğer gezegenler ve bunların uyduları da, bu harekete itaat etmekte, Güneş Sistemi belli bir doğrultu boyunca hiç şaşırmadan yoluna devam etmektedir. Dünya gibi diğer gezegenler ve hattâ Dünya’nın uydusu Ay da bu kurala uygun hareket ettirilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm bu hususu şu veciz ifadeyle resmeder: “Ne Güneş Ay’a kavuşabilir, ne gece gündüzün önüne geçebilir. O gök cisimlerinden her biri, birer yörüngede akar, durur...” (Yasin, 40)

Bir çeşit hava akımı olan hortumun meydana geliş şekli de sağ el kuralına uygunluk arz etmektedir. Mikro-normo-makro âlemdeki bu uyum, kâinatta bir nizam ve hesabın olduğunu, hiçbir şeyde tesadüflere yer olmadığını göstermektedir.
Bediüzzaman’ın “...Hem hiçbir şeyi başıboş zannetme. Zîrâ hikmet gözüyle baksan, şu kâinatta hiçbir şeyi nizamsız, gâyesiz göremezsin. ... Ve gayet âli gâyeler içinde, dünyanın mükemmel bir nizamla meczup Mevlevî gibi devredip döndürmesini bilirsin...” cümlelerini bir kere daha hatırlıyoruz. Birbiri ile ilgisiz görünen küçüklü-büyüklü hâdise ve yapılarda aynı mührün olması, bu hâdiselere hâkim, istediği gibi tasarrufta bulunan bir Yaratıcı’nın varlığına işaret etmektedir.

ABD Millî Bilim Vakfı Fizik Bölümü Yöneticisi Rolf Sinclair: “Bu olağanüstü spiraller kâinatta niçin bu kadar yaygın bir form olarak görülmektedir?” şeklindeki soruya bilinen ateist yaklaşımlardan farklı olarak oldukça mânidâr bir cevap veriyor: “Spirallerin kâinatta böylesine yoğun bir miktarda bulunması bende kâinattaki her şeyi, bir fizikçi veya bir matematikçi yönetiyormuş intibaı uyandırıyor.”

Evet, mikro-âlemdeki protein, DNA, elektron; normo-âlemdeki sarmaşık, salyangoz, sümüklü böcek; makro-âlemdeki galaksiler, gezegenler ve yıldız sistemleri lisân-ı hâlleriyle; “Bizi yaratan, yaşatan, belli bir yönde ve yörüngede döndüren Zât’ın sözü hem mikro, hem normo, hem de makro-âleme geçmektedir.” demektedir.

Cebrail KOÇAK

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar