Neden Astrofotoğraf?

Çoğu zaman fotoğrafları anı olarak saklarız, mutlu bir anımızı ölümsüzleştirmektir amacımız. Peki neden gökyüzünü fotoğraflıyoruz? ; orda değişen çok fazla şey olmasa gerek. Çeşitli nedenlerimiz var tabiki. Ben bunları kendime göre sıralayacağım. Detay görebilmek önemlidir. Herhangi bir nebulayı (birkaçı hariç) çıplak gözle göremeyiz, gördüklerimiz ise bunalık noktalardan ibarettir. Biraz teknolojiden yararlanalım ve bir teleskopla bakalım. Teleskobumuzun büyüklüğüyle orantılı olarak görebildiğimiz nebula sayısı artacaktır, o bulanık noktada biraz büyüdü tabiki.

Ama hala göremediklerimiz var, bir nebulaya teleskopla baktığımızda sadece nebula’nın parlak merkezini görebiliriz. Aynı nebulanın uzun süreli bir fotoğrafını aldığımızda ise nebulanın açısal boyutunun poz süresiyle orantılı olarak büyüdüğünü farkederiz. Gerçek açısal boyutunu tespit ederek bu nebulayla ilgili detayları daha net görebiliriz.
Pek çok insan teleskopla ilk Ay'a bakmıştır, bende ilk defa Ay'a bakmış ve hayran olmuştum. Fotoğraflarını heryerde gördüğüm derin uzay cisimlerini görmek istedim, fakat sonuç hüsran oldu benim için. "peki nerde o fotoğraflarda gördüğüm heyecan verici renkler, burada sadece bulanık bir nokta var!" demiştim. Böyle bir manzaranın keyfini çıkarmak için garip pozisyonlara girerek teleskobu titretmeden zar zor bakmak yerine ben fotoğraf çekmeyi tercih ediyorum.Gökyüzü Fotoğrafçılığı bilimsel mi ?

Astrofotoğrafçılığın başlangıcı fotoğraf plaklarıyla olmuş, bildiğimiz 35mm filmlerden çok daha büyük olan bu plaklarla gökyüzünün farklı bölgelerini fotoğraflamış bilimadamları, "uzun poz süresi verdiğimizde daha sönük gökcisimlerini görebiliriz" demişler ve bu sayede teleskop kullanarak dahi göremediğimiz ya da gözden kaçırdığımız pek çok sönük yıldız ve galaksi keşfedilmiş.

"Gökyüzündeki en ufak hareket farklı zamanlarda çekilen iki fotoğraf karşılaştırıldığında ortaya çıkmalı!" demişler daha sonra. Kuyrukluyıldızlar, astroidler ve gezegenler kendilerini hemen belli etmişler.

O zamanlarda bu tür fotoğrafları analiz edecek bilgisayar sistemleri olmadığı için farklı metodlar üretmişler. Bu tür çalışmalarda incelenen negatifin kendisidir yani gökcisimleri şeffaf zemin üzerinde siyah noktalar olarak dururlar.Farklı zamanlarda çekilen iki fotoğrafın birine sağ ,diğerine sol gözle bir makine yardımıyla bakarsak yıldızdaki en ufak değişim 3. boyut olarak kendini gösterecektir.

1987A adlı süpernovada fotoğrafik yöntemlerle tespit edilmişti.
Hareketli cisimleri bulmak için kullanılan yöntem aslında çizgi filmlerde kullanılan yöntemin ta kendisidir. İki yada daha fazla kare arka arkaya hızlı bir şekilde hareket ettirildiğinde sabit zemine (yıldızlara) göre hareketli olan kuyrukluyıldızlar, astroidler ve gezegenler yörüngelerini tespit etmemize yardım edecek şekilde hareket edeceklerdir.

Günümüzde kullanılan CCD teknolojisininde temelinde astrofotoğrafçılık vardır. Bu teknolojide uzun süreli pozlar alınır. Tek farkı görüntünün, foton toplama kapasitesi olan fotoğraf plağı yerine ;piksel duyarlılığı fazla olan sensörler üzerine düşmesidir. Bu sayede görüntü elektronik ortamda bilgisayarlar sayesinde analiz edilir.
Astrofotoğrafçılığın başlangıcı fotoğraf plaklarıyla olmuş, bildiğimiz 35mm filmlerden çok daha büyük olan bu plaklarla gökyüzünün farklı bölgelerini fotoğraflamış bilimadamları, "uzun poz süresi verdiğimizde daha sönük gökcisimlerini görebiliriz" demişler ve bu sayede teleskop kullanarak dahi göremediğimiz ya da gözden kaçırdığımız pek çok sönük yıldız ve galaksi keşfedilmiş.

"Gökyüzündeki en ufak hareket farklı zamanlarda çekilen iki fotoğraf karşılaştırıldığında ortaya çıkmalı!" demişler daha sonra. Kuyrukluyıldızlar, astroidler ve gezegenler kendilerini hemen belli etmişler.

O zamanlarda bu tür fotoğrafları analiz edecek bilgisayar sistemleri olmadığı için farklı metodlar üretmişler. Bu tür çalışmalarda incelenen negatifin kendisidir yani gökcisimleri şeffaf zemin üzerinde siyah noktalar olarak dururlar.Farklı zamanlarda çekilen iki fotoğrafın birine sağ ,diğerine sol gözle bir makine yardımıyla bakarsak yıldızdaki en ufak değişim 3. boyut olarak kendini gösterecektir.

1987A adlı süpernovada fotoğrafik yöntemlerle tespit edilmişti.
Hareketli cisimleri bulmak için kullanılan yöntem aslında çizgi filmlerde kullanılan yöntemin ta kendisidir. İki yada daha fazla kare arka arkaya hızlı bir şekilde hareket ettirildiğinde sabit zemine (yıldızlara) göre hareketli olan kuyrukluyıldızlar, astroidler ve gezegenler yörüngelerini tespit etmemize yardım edecek şekilde hareket edeceklerdir.

Günümüzde kullanılan CCD teknolojisininde temelinde astrofotoğrafçılık vardır. Bu teknolojide uzun süreli pozlar alınır. Tek farkı görüntünün, foton toplama kapasitesi olan fotoğraf plağı yerine ;piksel duyarlılığı fazla olan sensörler üzerine düşmesidir. Bu sayede görüntü elektronik ortamda bilgisayarlar sayesinde analiz edilir.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar