Kıtalar Kayıyor mu?

Kıtalar Kayıyor mu?

Arzın dış tabakasını meydana getiren 70–100 km. kalınlıkta ve katı hususiyetteki litosfer (taş küre) büyüklü küçüklü levhalardan müteşekkildir. Bu levhalar (plates) litosfere nazaran daha yumuşak ve kısmen akıcı bir bölgesi olan astenosfer üzerinde hareket halinde bulunmaktadırlar (şekil1). Şekilde görüldüğü gibi levhaların adları her ne kadar kıtaların adlarıysa da, kıta sınırları levha sınırları ile aynı değildir. Kıtalar kendilerinden daha büyük olan levhalar içine gömülmüş ve onlar tarafından pasif olarak sürüklenen arz kabuğu parçalarıdır.

Atmosfer üzerinde hareket halinde bulunan levhalar ve hareket yönleri

Birbirlerine bağlı olarak hareket eden levhaların sınırları yeryüzünde birkaç yıl içinde vukua gelen depremlerin merkezlerinin dağılımı ile belirlenebilmektedir. Bu durum, levha sınırlarının devamlı olarak hareket halinde bulunduklarını ayrıca ispatlamaktadır.

Bir levha üzerinde yer alan iki nokta, meselâ iki şehir arasındaki uzaklık hep aynı kalmakta, ancak, değişik iki levha üzerinde bulunan iki şehir veya iki bölge ortasındaki uzaklık değişmekte, artmakta veya azalmaktadır.

Levha sınırlarındaki izafi hareketler üç şekilde vuku bulur: Levhalar ya sınırları boyunca birbirlerinden uzaklaşarak aralarında mağmanın doldurduğu bir açıklık bırakırlar. Yahut levhalar birbiri ile çarpışırlar, biri diğerinin altına dalar veya üzerine bindirir. Yahut da levhalar sınırları boyunca kayarak yer değiştirirler. Levhalardan birinin diğerinin altına dalmasına ve astenosfer içine batmasına "Dalma-batma" (Subduction) denir.

Birbirinden uzaklaşan levha sınırlarında ise, açılan yarıklardan çıkan mağma deniz tabanına yarık kenarlarından eşit olarak yayılır. Buna "deniz tabanı yayılması" denir.

Deniz tabanı yayılması neticesi meydana gelen yeni kabukla dalma batma bölgesinde kaybolan (ergiyen) kabuk parçası birbirini karşılamakta, her şeyi dengede tutan Yaratıcı bu suretle hem yeryüzünün alanını değiştirmeyerek aynı bırakmakta, hem de kabuğu yenilemektedir. Gerek volkanlarla ve gerekse de okyanus dibi yayılmalarla ekonomik metallerce zengin kabuk teşekkül ettirilmektedir. Faydasız gibi görünen bazı vakalar detaylı incelendiğinde çok faydalar ihtiva ettiği görülür. Kıtaların hareketi de başta mânâsız gibi gelirse de, dikkatli bakıldığında binlerce hikmet ve faideleri ihtiva ettiği görülür. Bugün birbirinden binlerce kilometre uzaklıkta olan kıtaların yüz milyonlarca yıl önce yanyana bulunduklarını isbatlayan başlıca jeolojik deliller şunlardır: Atlas Okyanus'unun iki kıyısının özellikle Güney Amerika'nın doğu kıyısı ile Afrika'nın batı kıyısının birbirine uyacak şekilde görünmesi (şekil 2), değişik kıtalar üzerindeki eski devirlere ait fosil, bitki ve iklim benzerlikleri, buzullaşma hâdiseleri, belirli jeolojik yapıların devamlılığı, aynı yaşta ve terkipteki kayaların dağılımı.

Ayrıca, Güney Amerika'nın doğusu ile Afrika'nın batı kıyı bölgelerinin yapı hususiyetlerinin ve buradaki mağmatik kayaların radyometrik metodlarla tesbit edilen yaşlarının aynı olması bu kıtaların daha önce yanyana olduklarını isbatlamaktadır. 1950 yıllarında yapılan paleomağmatizma çalışmaları da kıtaların kaymakta olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, Yüce Beyan'da "Sen dağları yerinde durur sanırsın, halbuki onlar bulut gibi geçer giderler."(88/27) şeklinde, 14 asır önce açık bir şekilde anlatılmaktadır.

Müh. N. HANCIOĞLU

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar