Evlerimiz Kayarken

Evlerimiz Kayarken

Medyada sadece meydana geldiği zaman hatırlanan heyelan, aslında, zelzele de dâhil, diğer tabiî afetlerden daha fazla can ve mal kaybına sebebiyet vermektedir.
Kâinattaki her sistemde olduğu gibi, toprakta da, hassas bir denge vardır. Toprak malzemesinin denge hâlinin devamı; zemini oluşturan taneciklerin boyutu, şekli, dizilişi, tane yüzeylerinin pürüzlülüğü, taneleri birbirine bağlayan kalsit, kuvars veya kil gibi maddelerin cinsi, miktarı ve tanelerin kimyevî terkibiyle bağlantılıdır. Denge hâlindeki bu malzemenin terkibi tabiî veya sun’î tesirlerle değişebilir ve zeminin direnci azalabilir. Bu faktörler tek başlarına veya beraberce denge hâline tesir edebilir. Dengenin bozulmasına tesir eden unsurlar; yamaç eğimi, yamaç topuğundaki aşınma, yamaçtaki bitki örtüsünün tahribi, aşırı yağışlar, âni kar erimeleri, zelzeleler, yeraltı su seviyesindeki âni değişmeler neticesinde zeminin sıvılaşması, yamaç üzerine inşa edilen yapıların yükleri, volkanik patlamalar, kazılar ve dinamit patlatma gibi güçlü titreşimler oluşturan insan faaliyetleri şeklinde özetlenebilir. Zeminin terkibini değiştiren ve direncini azaltan faktörler arasındaki bu girift münasebetler, eğimli yamaçların şeklinin değişmesine, yamaçtaki toprak malzemenin eğim yönünde yer değiştirmesine, diğer bir ifadesiyle heyelana (toprak kayması) sebep olmaktadır.
Heyelanın başlaması
Heyelan tesadüfî bir hâdise değildir, kâinattaki her şeyde olduğu gibi, belli sebeplere bağlı olarak ortaya çıkarılmaktadır. Su, literatürde heyelanın en önemli tetikleyicisi kabul edilmektedir. Aşırı yağışlar neticesi suya doyan zemin daha da ağırlaşır. Ayrıca, zemin içindeki boşlukları dolduran su, taneleri birbirine bağlayan bağı zayıflatır;4 bunun yanı sıra zemin içindeki su, bağlayıcı (çimento) malzemeleri taşıma veya eritme yoluyla topraktaki dengenin bozulmasına sebep olabilir. Böylece zayıflayan denge, yerçekimine dayanamaz ve zemin hareket eder. Zelzeleler neticesinde anlık veya sürekli titreşimler de zeminin genişlemesine ve zeminin tanelerini dağıtarak suyun hâkim unsur hâline gelmesine sebep olur. Bu süreçte suya doyan zeminde tanelerin dizilimi değişerek taneler arasındaki bağlayıcı güç zayıflar; böylece zeminin dengesi bozularak heyelan meydana gelir.

Heyelanlar ne zaman oluşur?
Mevsimlere göre genel dağılımına bakıldığında, heyelanların en çok ilkbahar aylarında görüldüğü (yaklaşık % 64) tespit edilmiştir. Bu mevsimde heyelanların sık görülmesinin sebebi, karların erimesi ve yağışların bol olmasıdır. Birçok tetikleyici faktörün rol oynadığı heyelanlar; birkaç saniye gibi kısa sürede meydana gelebildiği gibi, çevredeki unsurlara bağlı olarak uzun sürede de gelişebilmektedir.
2006 yılında Filipinler’de meydana gelen ve yaklaşık 1.700 kişinin ölmesine veya kaybolmasına; Endonezya’da ise 80 evin toprak altında kalmasına ve en az 160 kişinin ölmesine sebep olan heyelanlar, âni ortaya çıkanlara misâl verilebilir. Tetikleyici faktörlere bağlı gelişen heyelanlara; 2005 yılında Pakistan’da 30.000 civarında insanın ölümüne, 50.000 civarında insanın da yaralanmasına yol açan 7,6 büyüklüğündeki bir zelzelenin tetiklemesiyle oluşanlar misâl verilebilir. Bu zelzele neticesinde oluşan heyelanlar yolların kapanmasına ve ulaşım güçlükleri olan bölgelerde ölü ve yaralı sayısının artmasına sebebiyet vermiştir.
Heyelanların, tam olarak ne zaman ve ne sıklıkta oluşabileceği bilinmese de, bu tabiî âfetleri ilmin metotlarıyla takip etmek, önlem almak ve zararlarını en aza indirmek mümkündür. Günümüzde heyelanların nasıl meydana geldiğine ve heyelana hassas sahaların hangileri olduğuna dâir çalışmalar yapılmaktadır. Bu maksatla, hem yerinde saha çalışmaları, hem de uydu teknikleri kullanılarak ‘heyelan risk haritaları’nın hazırlanmasına hız verilmiştir.

Heyelanda insan tesiri?
(İnsanların kendi işledikleri sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır... Rum 41.)
Heyelanlara sebep olan hâdiselerin genel dağılımına bakıldığında, su kaynaklı tesirlerden (% 42) sonra, insan kaynaklı tesirlerin de (% 26) göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğu görülmektedir. İnsanlar arazinin şeklini kendi ihtiyaçlarına göre hırsla değiştirirken, heyelan riskinin artmasına sebep olmaktadır. Yamaç kayması; genelde yamaç topuğunda yük kaybına sebep olacak, aşırı yüklemeden dolayı gerilimi artıracak, yüzey ve/veya yeraltı suyu akış yönünü değiştirebilecek inşaat faaliyetleriyle ortaya çıkmaktadır. Bilhassa yol yarmalarından dolayı arazide kısa süre zarfında kırılma ve kaymalar oluşabilmektedir. Maalesef birçok insan kendi yaptığı uygulamalar neticesi heyelan riski ile karşı karşıya kaldığından habersizdir.
Dünyanın birçok yerinde mahallî idareler, ekonomik büyüme ve hızlı nüfus artışını bahane ederek dağ eteklerini ve dere yataklarını yerleşime açmışlardır. Ayrıca inşaat, yol vb. insan kaynaklı faaliyetler normalde tabiî bir dengeye sahip olan yamaçları heyelan riski olan sahalar hâline dönüştürmektedir. Ekonomik endişe, ahlakî bozulma ve para kazanma hırsı, insanların düşünmeden diğer insanların can ve mal güvenliğini tehlikeye atmasına yol açmaktadır. Tabiat üzerindeki gelişigüzel tasarruflarının neticelerini kestiremeyen insanlar, maalesef yaşadıkları çevredeki dengeyi kendi elleriyle bozmakta ve bu problemli zeminlerde yapılaşmaya giderek insan hayatıyla oynamaktadır.

Heyelandan korunmak mümkün mü?
Heyelanlar, dünyanın her yerinde can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Amerika Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun (USGS) bir araştırma raporu neticesine göre Amerika’da 1985’in son üç ayında heyelanlardan dolayı ölen insan sayısı, son 20 yılda diğer jeolojik âfetlerden (zelzele, volkan patlamaları) ölen insan sayısından daha fazladır. Yine son 20 yılda heyelanlardan kaynaklanan mülkiyet zararları, zelzelelerden kaynaklananlara nispeten daha fazladır.
Heyelanların sebep olduğu bu sosyal ve ekonomik kayıplar, hassas bir plânlama ve idareyle azaltılabilir. Heyelan riski mühendislik ve yerbilimleri araştırmalarıyla ve cemiyeti şuurlandırarak en aza indirilebilir. Bu çerçevede kanun ve yönetmeliklerle heyelanlı alanlara yapılaşma izni verilmeyeceği vurgulanır ve bu ciddi bir şekilde denetlenerek heyelanın zararları en aza indirilebilir. Yerbilimciler jeolojik harita yaparak, heyelan oluşması muhtemel alanları belirleyerek ve yüksek eğimli arazileri tespit ederek mühendislere, plânlamacılara, yapı denetim elemanlarına ve belde sakinlerine yüksek riskli alanlardan kaçınmaları için gerekli bilgiyi sunarlar. Bu şekilde; ev, okul, hastane, enerji hattı ve yol gibi yapılar muhtemel heyelan riskli alanlardan uzağa tesis edilebilir.
Geçmişte bizden daha düşük teknolojiye sahip olduğunu düşündüğümüz atalarımızın akıllarını nasıl doğru kullandıklarını bir karınca şöyle ifade etmektedir: “Atalarınız bu hususta daha dikkatli idiler. Yuva yapmadığımız yere inşaat yapmazlardı. Çünkü bizlerin kaygan zeminli araziye yuva yapmadığımızı fark etmişlerdi.”

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar