Düşündüren Kuş Davranışları

Canlıların her birine, tehlikelerden korunma ve düşmanlarına karşı kendilerini savunmada kullanabilecekleri hususi müdafaa silâhlarının verilmesi, kâinatta her seviyede tecelli eden Rubûbiyet’e (terbiye, bakım gözetim ve kontrol) işaret eder. Canlılar âleminin bir sınıfını oluşturan kuşlarda, düşmanlarından korunma stratejilerinin oldukça zengin olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur. Kuşlar, kendilerini, yavrularını veya ait oldukları sürüyü düşmanlarından korumada ötüşlerini, taklit stratejilerini ve koruyucu özelliklerle desteklenmiş yuva mimarîsini, oldukça sık kullanır. Ornitologlar (kuş araştırmacıları), kuş seslerinde 5 ila 15 kadar farklı mesajın taşındığını tespit etmişlerdir. Her kuş türünün ötüşü, bölgesini belirleme, sürüdeki diğer kuşları bir araya getirme, yaklaşan tehlikeyi haber verme gibi farklı mesajları ihtiva eder. Meselâ sarıasma (Oriolus oriolus), düşmanını fark eder etmez düşmanın gelmekte olduğunu haber veren ötüş moduna geçerek, diğer kuşları durumdan haberdâr eder. Mesajı arkadaşlarına iletirken, sarıasmanın düşmanı tarafından yerinin fark edilme ihtimali yüksek olduğundan, Rahmet-i Sonsuz, ses çıkarma sistemine, sesin kaynağını saklayacak hususiyetler koymuştur. Bu kuş, tehlike mesajı ihtiva eden ötüşünü, hem dar bir frekansta, hem de yüksek bir perdede gerçekleştirir. İnsanlar, sarıasmanın çıkardığı bu alarm sesini, ince bir ıslık şeklinde duyabilir. Orman horozlarının (Tetrao tetrix) ötüşleri sırasında çıkan sesi, hemcinslerinin kilometrelerce öteden işitebilmesine rağmen insanın duyamaması, dar frekanslı, yüksek perdeli ses kaynağının gizlenmesine güzel bir misâldir.
Güney Amerika ormanlarında yaşayan Quetzal kuşları (Pharomachrus mocinno), dar yuvalarını, bir ila 100 metre arasında değişen yükseklikteki kurumuş ağaçlara yapmayı tercih ederler. Bu kuş türünün erkekleri, yaklaşık bir metre civarındaki parlak yeşil kuyruklarını neslin devamına vesile olması için dişilerin dikkatini çekmede kullanır. Ancak bu renkli kuyruklar, kuşların, düşmanları tarafından daha kolay tanınmalarına da sebep olmaktadır. Bütün bunlara karşılık bu kuşlara yerlerinin tespitini zorlaştıran bir ötüş tarzı ihsan edilmiştir. Metalik bir ıslığa benzeyen ötüşleriyle Quetzallar, ormandaki diğer fertleriyle hem rahatça haberleşebilmekte, hem de yerlerinin tespitini zorlaştırmaktadır.
Ormanlık arazide yaşayan Potoo türleri (Nyctibiidae sp.) düşmanlarından korunmada taklit kabiliyetini kullanır. Bu kuşlar uçuş esnasında âni bir tehlike ile karşılaşırlarsa, buldukları ilk kütük veya kurumuş ağaç dalının ucuna konar. Başlarını yukarı kaldırarak o kütüğün uzantısını andıran bir duruş sergilerler. Kamuflaj o kadar ustaca gerçekleştirilir ki, kuşlar, kütükle temas noktalarındaki izi kaybetmek için kuyruklarını kütüğün deliğine sokar ve gözlerini kapatarak, tehlike geçinceye kadar taklitlerine devam ederler. Potoolara verilen bir başka müdafaa özelliği ise, bu kuşların gözlerini kapattıklarında bile kısmen görebilmeleridir. Göz kapaklarına yerleştirilen dikey yarıklar bu kuşların kısmî görmesine vesile olur. Potoolar bu kamuflaj sistemini, avına yaklaşmada da kullanır. Akılsız ve şuursuz bir kuşun böyle tedbirli yaşaması ve hayat tarzına en uygun göz kapağını kendinin icat etmesi hiç mümkün müdür?
Çayır cılıbıtları (Charadrius vociferus), düşmanlarının yuvalarına doğru gelmekte olduğunu fark ettiklerinde, yuvayı terk ederek, yuvaya yakın uygun bir zeminde, kanatları kırık, yaralı bir kuşmuş gibi çırpınmaya başlarlar. Bu çırpınma hareketi, düşmanın iştahını kabartır. Hedef artık yuvadaki yavru değil, ebeveynlerdir. Ebeveyn kuşlar, bir yandan bu çırpınma hareketlerini yaparken, diğer yandan da dikkatli şekilde düşmanlarını takip ederler; düşmanları kendilerine tehlikeli olabilecek bir mesafeye yaklaştığında, taklit yapmayı bırakıp, oradan uzaklaşırlar. Düşman bu arada hedef seçtiği yuvayı unutur.
Yumurtadan yeni çıkan kuş yavrularının tüyleri uçmaya müsait olmadığından, yavruların korunmasında, yuvaların, çok odalı, alternatifli ve koruyucu şekilde inşa edilmesi son derece önemlidir. Meselâ çulha (Remiz pendulinus), etrafa hakiki yuvadan başka, kullanılmayan sahte yuvalar da inşa eder. Böylece düşmanlarının dikkatini, bu boş yuvalara çekerek, onları oyalamaya çalışır. Bazı kuşlar, âni bir tehlike karşısında yavrularını korumak gâyesiyle birden fazla odası olan yuvalar da inşâ edebilmektedir. Kuş yumurtalarının başka kuşlar tarafından tahrip edilme riski de bulunduğundan, bu zararı önleyecek şekilde yuvalar yapılmakta ve kuluçkaya yatılmaktadır. Meselâ Bucerotidae (boynuz gaga) familyasına ait kuşların dişileri, yuvanın tamamlanmasına az bir zaman kaldığında içeriye girer ve yumurtaların emniyetini sağlamak maksadıyla yaklaşık üç ay yuvada kalır. Dişi kuş yuvaya girdikten sonra erkek, yuvanın girişini küçük bir pencere kalacak şekilde kapatır. Bu üç aylık sürede erkek kuş, topladığı gıdalarla, kendisine sevk-i ilâhî ile öğretildiği şekilde, bu küçük pencereden anne kuşun gıda ihtiyacını karşılar.
Netice olarak denilebilir ki, her canlının hayatını en sıhhatli şekilde sürdürebilmesi, kendini muhtemel tehlikelerden korumasına bağlıdır. Rahmet-i Sonsuz, koruyuculuğunu, terbiye ediciliğini, merhametini, her canlıya uygun müdafaa cihazları ve kabiliyetleri vererek de göstermektedir. Kuşlara ihsan edilen kendini ve hemcinslerini koruma stratejileri, kâinatta merhametin, şefkatin ve koruyuculuğun her seviyede tecelli ettiğini gösterirken, düşünenler için de tefekkür adacıkları oluşturmaktadır.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar