Nanoteknolojiyle kansere erken teşhis

Maddeyi atomik ve moleküler seviyede kontrol eden nanoteknoloji ile kanserin erken teşhisi ve kişiye özel tedavisi için yürütülen çalışmalar umut veriyor.

Maddeyi atomik ve moleküler seviyede kontrol eden nanoteknoloji ile kanserin erken teşhisi ve kişiye özel tedavisi için yürütülen çalışmalar umut veriyor. Emory Kanser Nanoteknoloji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Shuming Nie, son araştırmasında nadir kanser hücrelerini tespit etmeyi başardı.

Nanoteknoloji ile kanser görüntüleme, moleküler tanı ve hedefli tedavi uygulamaları için yaptığı araştırmalarla dikkati çeken ve ABD Ulusal Kanser Enstitüsünün de destek verdiği Prof. Dr. Shuming Nie, ABD-Türkiye İleri Araştırmalar Enstitüsü'nün Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan beldesinde düzenlediği ''Global Sağlıkta Fırsatlar ve Zorluklar'' konulu foruma katıldı.

2050'de Türkiye'de görülmemiş fırtına ve sel felaketleri

Akdeniz çevresi dünya ortalamasının üzerinde ısınacak, Türkiye'de görülmemiş fırtına ve sel felaketleri yaşanacak, deniz yükselecek.

Son yıllarda küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve kuraklık bilimsel düzeyde yapılan bir tartışma olmaktan çıkıp günlük yaşamın her yerinde duyulur hale geldi. İnsanlar zamansız yağışların, fırtınaların, sellerin, erken bastıran çöl sıcaklarının nedenini merak ediyor. Bu soruların yanıtını arayan kuruluşların başında ise İngiltere’deki iklim araştırmaları merkezi MET Office geliyor. Burası İngiltere’nin Ulusal Meteoroloji Ofisi...

MET Office’e bağlı Hadley İklim Tahminleri ve Araştırma Merkezi’ndeki baş iklim danışmanlarından biri olan İtalyan asıllı üst düzey bilim adamı Doktar Carlos Buontempo ise Türkiye ve Ortadoğu iklimi üzerinde uzman... Milliyet'ten Nevsal Elevli'ye konuşan Doktor Buontempo, iklim değişiklikleri ve bu değişikliklerin çevresel, sosyal, ekonomik, politik ve psikolojik etkileri konusunda bilgi verdi.

Felçliler için yeni bir nefes

Yeni geliştirilen cihazla felçliler burundan alıp verdikleri nefesleriyle yazabilecek, tekerlekli sandalye sürebilecek ve internette sörf yapabilecek.

İsrail'deki Weizmann Enstitüsünden Noam Sobel ve ekibi, burundan nefes alış ve verişinin basıncıyla çalışan bir cihaz geliştirdi.

Sobel, damağın kemiksiz ve yumuşak arka bölümünün beyindeki sinirler tarafından denetlendiğini ve bu bölümün ağır yaralanmalarda dahi zarar görmeden kalabildiğini belirterek, felçlilerin, göz kırparak iletişim kurabildiğini çünkü gözün de beyindeki sinirlere bağlı olduğunu hatırlattı.

Nefes almayı ve vermeyi kontrol eden damağın arka bölümünün beyinle bağlantılı birçok sinirle ilişkili olduğunu belirleyen bilim adamları, Tel Aviv Üniversitesi'nden meslektaşlarıyla "nefesi elektrik sinyallerine dönüştürmeyi" başardı.

Beynimiz nasıl yaşlanıyor

Sağlıklı bir beynin nasıl yaşlandığını ve bu değişimlerin hafızamızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz?

Zaman zaman unutkanlıklar yaşadığınızda Alzheimer başlangıcı olduğunuzdan mı korkuyorsunuz? Aslında günlük hayatta karşılaştığınız unutkanlıkların tümünün yoğunluktan kaynaklandığını biliyor muydunuz? Ancak bilinen bir gerçek var ki o da yaşımız ilerledikçe beynimizin fonksiyonlarında da bazı kayıpların yaşandığı.

Genellikle beynimizin bedenimizdeki diğer organlardan daha farklı olduğunu düşünürüz. Halbuki, beynimiz de tıpkı diğer organlarımızda olduğu gibi zaman içinde bazı değişimler yaşar. Genel kanının aksine beyindeki sinir hücreleri (nöronlar) yaşla birlikte toplu şekilde yok olmaya başlamaz. Araştırmalar, bazı nöronların gerçekten de kaybedildiğini ancak yavaş da olsa yeni nöron üretiminin olduğunu göstermektedir. Aslında olan beyindeki sinir hücrelerinin küçülmeye başlamasıdır.

Trabzon kök hücrede dünyayla yarışıyor!

Kök hücre tedavilerindeki başarılar, henüz tedavisi olmayan hastalıklar için de umut oluyor.Trabzon'da bulunan Türkiye'nin ilk ve tek kök hücre üretim merkezi ise profesyonellikte dünyadaki örnek merkezlerle yarışıyor.

Dünyada büyük yankı uyandıran kök hücre uygulamaları, herkesi en fazla heyecanlandıran konulardan biri. Bilim insanları kök hücrenin önümüzdeki 10 yılda şu an tedavisi olmayan hastalıklara çözüm olacağını öngörüyor.

Kök hücre, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücre. Bu ana hücre, çeşitli hastalıkların tedavisi için kandan, kordon kanından, kemik iliğinden veya embriyodan elde ediliyor. Türkiye'de de bu işi Trabzon'daki ATİ Teknoloji Laboratuvarı yapıyor.

Dünya kaç yıl gençleşti?

Dünya’nın sanılandan daha genç olduğu kanıtlandı ama bu süre kimine göre 120, kimine göreyse 70 milyon yıl.

İngiliz bilimcilerin jeolojik araştırmasına göre, Dünya'nın yaşının daha önce tahmin edilen 4,537 milyar yıldan 70 milyon yıl eksik. Araştırmaya başkanlık eden İngiltere'nin prestijli Cambridge Üniversitesi'nden Dr John Rudge, Dünya'nın yaşını teyit etmek için kabuğundaki bileşenleri Güneş Sistemi ile aynı yaşta olan göktaşındaki bileşenlerle mukayese ettiklerini belirterek, yerkürenin oluşumunun önceden düşünülenden çok daha fazla zaman aldığı sonucuna vardıklarını kaydetti.

Haziran başında basına açıklanan bir başka araştırmadaysa, Dünya’nın yaşı 120-130 milyon yıl düşürülmüştü. Kopenhag’daki Niels Bohr Enstitüsü ve ABD’deki California Teknoloji Enstitüsü’nden (Caltech) araştırmacılarınca gerçekleştirilen yeni bir çalışmaysa, gezegenler arası çarpışmayı doğrulamakla birlikte Dünya ve Ay’ın daha geç, Güneş Sistemi’nin oluşmasından 150 milyon yıl sonra ortaya çıktığını gösteriyor. Araştırmacılara göre Dünya ve uydusu, Venüs ve Mars kütlelerinde iki gezegen arasındaki çarpışmanın ürünü.

Uzayda bir yıldız doğdu!

NASA'nın Hubble teleskobu, yıldızın nasıl doğup büyüdüğünü ayrıntılarıyla görüntüledi.

NASA'nın yörüngedeki uzay teleskobu Hubble, 13 bin ışık yılı uzakta dev bir yıldızın doğuşunu görüntülemeyi başardı.

Puppis takımyıldızının güneyindeki bir bölgede tespit edilen ve 'yıldızların küvözü' olarak tanımlanan çoğunluğu hidrojenden oluşan yoğun gaz ve toz bulutu 'NGC 2467'nin fotoğrafları, yıldızların nasıl doğup büyüdüklerini ayrıntılarıyla gösteriyor.

Bilimadamları, NGC 2467 gibi yıldızların doğumuna yataklık eden bölgelerin evrende bu kadar uzaktan görülebilmesi ve incelenmesinin, diğer galaksilerin mesafesini ve kimyasal oluşumunu belirlemekte önemli olduğuna işaret ediyorlar.

Ay delikleri doğal sığınak

Ay yüzeyinde keşfedilen lav tünelleri, astronotlar için sığınak olabilir.

Alice Harikalar Diyarı adlı ünlü romanın kahramanının bir tavşanı izleyerek girdiği delikten sürprizlerle dolu bir hayali dünyaya dalar. Gezegenbilimciler de Ay yüzeyinde keşfedilen yüzlerce metre derinliğindeki çukurların “jeolojik bir harikalar diyarı”na açılan kapılar olabileceğini düşünüyor.

İlk kez Japonya’nın Kaguya uzay aracı tarafından görüntülenen çukurlar, şimdi NASA’nın Ay Yörünge Kaşifi (Lunar Reconnaissance Orbiter) adlı uydudaki güçlü kameraların hedefinde.

Bilimciler, bu çukurların ay ovalarının altında yaygın bir lav kanalları ağının “bacaları” olduğunu düşünüyorlar. Boru biçimli bu tüneller, milyarlarca yıl önce lavın akarken üst kısmının soğuyarak katılaşması ve altta akmayı sürdüren lav derelerini yalıtan bir çeper haline gelişmesiyle oluşuyor. Bu yeraltı künellerinin varlığı, 1960’lı yıllarda Ay yüzeyinde “deniz” (mare) denen geniş ovalar üzerinde uzayıp giden kıvrımlı dar kanalları gözleyen araştırmacılarca önerilmişti. Yüksek çözünürlüklü yeni görüntüler, öngörünün doğruluğunun kanıtı olarak değerlendiriliyor.

Göbek deliğiniz nerede?

Siyahilerin koşuda, beyazların yüzmede başarılı olmasının sırrı, insanın ağırlık merkezi olan göbek deliğinde yatıyor olabilir.

ABD'nin Duke Üniversitesinden Adrian Bejan ve ekibinin yaptığı araştırma, göbek deliğinin ya da ağırlık merkezinin yerinin siyahi ve beyaz iki kişinin yüzme ve koşmadaki başarısını etkileyebileceğini gösterdi.

"International Journal of Design and Nature and Ecodynamics" dergisinde yayımlanan araştırmada Bejan, Batı Afrika kökenli atletlerin ağırlık merkezinin Avrupalı atletlerden belirgin şekilde daha yukarıda olduğunu, bunun da hızlı koşmada avantaj sağladığını belirtti.

Batı Afrika kökenli atletlerin Avrupalı atletlerden daha uzun bacaklara sahip olduğunu belirten Bejan, bunun siyahi atletlerin göbek deliğinin beyazlarınkinden ortalama 3 cm yukarda olmasına bağlı olduğunu vurguladı.

Türkiye Cern'e üye oluyor

Türkiye'nin Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'ne (CERN) üyelik sürecini görüşmek üzere Türkiye'yi ziyaret eden CERN heyetinin Başkanı Dr. Sergio Bertolucci, Türkiye'nin yakın zamanda CERN'e üye olacağını düşündüğünü söyledi.
Bertolucci başkanlığındaki heyet Ankara'daki temasları kapsamında dün Ankara Üniversitesi, ODTÜ, DPT, TÜBİTAK'ı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da kabul edilen heyet, bugün İstanbul'da Boğaziçi Üniversitesi'ni ve bazı sanayi kuruluşlarını ziyaret edecek. Ziyaretlerini değerlendiren CERN Araştırma ve Bilgisayar Teknolojileri Direktörü Sergio Bertolucci, CERN'in ''Temel araştırmalar'', ''İnovasyon'' ve ''Genç beyinler'' üçgeni eksenine kurulu olduğunu söyledi. Bu üçgenin içinde 90 ülkeden araştırmacıların yer aldığı bir takımın bulunduğunu ifade eden Bertolucci, ''Dünyada bu şekilde çalışan tek yer CERN. Çünkü bilimde oyunun kuralı paylaşım. Hepimiz bilim insanları olarak aynı oyunu oynuyoruz. CERN'de ideoloji, din, kültürel farklılıklar yok, herkes bilim için çalışıyor'' diye konuştu.

İlk tam yüz naklini Fransa sahiplendi!

İlk tam yüz naklinin İspanya'da değil, geçen ay Fransa'da gizli gizli yapıldığı iddia edildi.

Fransa'da yayımlanan Le Parisien/Aujourd'hui gazetesi, ilk tam yüz naklinin Paris yakınındaki Creteil hastanesinde 26-27 Haziranda yapıldığını ve ameliyatın başarılı olduğunu duyurdu.

Gazete, tam yüz naklinin, kalıtsal bir hastalık nedeniyle yüzünün şekli bozulan 35 yaşındaki erkek hastaya yapıldığını yazdı.

Ameliyatı yapan doktor Laurent Lantieri, hastanın durumunun iyi olduğunu, yürüyebildiğini, konuşabildiğini ve yemek yiyebildiğini söyledi.

Rus Matematik Dahisi Kararını Açıkladı!

Rus matematikçi 1 milyon dolarlık ödülü almayacak ama matematik yararına kullanıldığını kontrol edecek.

Dünyanın en zor matematik problemlerinden birini çözen 44 yaşındaki Rus matematikçi Dr. Grigoriy Perelman'ın bu başarısı nedeniyle kendisine verilen bir milyon dolarlık para ödülünü almayacağı bildirildi.

Rus haber ajansı RIA Novosti'nin bildirdiğine göre, ödülü vadeden Clay Matematik Enstitüsünün (CMI) internet sayfasında yayımlanan açıklamada, "Dr. Perelman, bir milyon dolarlık para ödülünü almayacağı konusunda bizi bilgilendirdi. CMI, bu paranın matematik yararına nasıl kullanılacağına bu yıl sonbaharda karar verecek" denildi.

Perelman, önceki ay kendisini arayan gazetecilere, ödül konusunda son kararını vermediğini, nihai kararı verdiğinde ilk olarak Clay Matematik Enstitüsüne bildireceğini ifade etmişti.

Bilim okulu araştırmacılarını bekliyor

Küçük mühendisler, bilim insanları ve arkeologlar İTÜ Bilim Merkezi'nde yetişiyor!

İTÜ Bilim Merkezi ve Eğlen Bilim'in tecrübeli kadrosunun 4-6 yaş grubu ve 7-12 yaş grubuna yönelik birlikte hazırladığı Bilim Yaz Okulları ve Arkeoloji Yaz Okulları bilgi dolu içerikleri ile genç bilim insanlarını bekliyor.

12 Temmuz - 23 Temmuz 2010 tarihleri arasında yapılacak olan "Bilim Yaz Okulları" ile iki hafta süresince dev baloncuklardan sihirli kimya gösterilerine, robot denizaltı yapımından astronomi gezilerine kadar bilimin en ilginç yönleri tekrar keşfedilecek. Ayrıca kurs sonunda katılımcılar İTÜ tarafından "Bilim Elçisi" sertifikası ile ödüllendirilecektir.

Dünya kendi ekseni etrafında dönmeseydi?!

Dünya kendi ekseni etrafında dönmeseydi okyanus ve karalar nasıl görünürdü? Coğrafi yazılımlar üreten mühendisler bu soruya yanıt aradı.

Gezegenimizin kendi etrafında dönmekten vazgeçeceğine ilişkin bir işaret, en azından izleyen birkaç milyar yıl için, görünmüyor. Ancak coğrafi yazılımlar üreten ESRI firması çalışanlarından Witold Fraczek, bu varsayımdan yola çıkarak bir modelleme yaptı.

Dünya’nın kendi ekseni etrafından dönerken yaratılan merkezkaç kuvveti, yeryüzündeki suyun yani okyanus ve denizlerin yeryüzündeki dağılımını doğrudan belirliyor. Ekvator hattı üzerinde saatte 1,667 km olan dönüş hızı, merkezkaç kuvvetiyle suların önemli bir bölümünü ekvatora doğru itiyor.

Bu merkezkaç kuvveti olmasaydı, yani Dünya kendi ekseni etrafından dönmeseydi, bu suların büyük bölümü kuzey ve güney kutuplarında birikecekti. Bu da, aşağıdaki haritada görüldüğü gibi, gezegenin ortasında tek parça halinde geniş bir kara şeridinin oluşmasına neden olacaktı.

Fotoğraf arşivlerimizi yedekliyor muyuz?

Yapılan bir araştırma insanların, anılarını canlı tutan fotoğraf arşivlerini yedekleme zahmetine girmediklerini ortaya koydu. Yılların anısını bir anda kaybedenler bile bunu yapmaya yeltenmiyor.

Mozy adlı bir online veri depolama şirketi İngiltere'de yaptığı araştırmada insanların büyük bir çoğunluğunun müzik ya da fotoğraf arşivini asla yedeklemediği sonucuna ulaşıldı.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar

İçeriği paylaş