Pentagon DNA aşısı peşinde

Amerikan ordusu, askerlerini her daim dinç ve zinde tutmak için onları DNA bazlı aşılarla korumayı planlıyor.

ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan askerlerini var olan hastalıklara ve bu hastalıkların geçirebileceği patojenik mutasyonlara karşı ‘DNA bazlı’ aşıyla korumayı planlıyor. Bu yöntemin önündeki en büyük engel olan, aşı molekülünün hücre içine nasıl sokulacağı sorunu da ‘hücreye elektrik verilerek’ çözülecek.

Wired dergisinin haberine göre Pentagon, aşıların mükemmel kılınmasına yönelik akıllı çözümler için bilim insanlarını seferber etmiş durumda. DNA bazlı aşıları çok önemseyen Pentagon, DNA bazlı aşıları hem normal aşılara göre daha hızlı üretilebildiği hem de daha garantili olduğu için tercih ediyor.

Kara deliklerle ilgili müthiş iddia

Polonyalı bir bilimadamı, her kara deliğin içinde gizli bir kainatın bulunabileceğini iddia etti.

ABD'deki Indiana Üniversitesi'nde görevli Nikodem Poplawski, Einstein'in görecelik kuramına dayanarak bir kara deliğe giren partiküllerin hareketini inceledi.

Bilimadamı, bu araştırmasının sonunda, her bir kara delikte ayrı bir kainatın olabileceği kanısına vardı.

New Scientist dergisinde yayınlanan makalede, Poplawski'nin "Samanyolu Galaksisinin ve diğer galaksilerin merkezindeki kara delikler farklı kainatlara açılıyor olabilir" iddiası yer aldı.

"Boğaz'da nehir var" iddiasına yanıt

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü (DBE) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy, İstanbul Boğazı'ndaki alt akıntıya ilişkin haberlerin yeni olmadığını belirtti.

Özsoy, yaptığı açıklamada, birçok ulusal ve uluslararası yayında ''İngiliz bilimcilerin İstanbul Boğazı altında ve Karadeniz uzantısında dünyanın en büyük nehirlerinden birinin aktığını keşfettikleri'' yönündeki yazılarının yer aldığını hatırlattı.

Gerçek dışı bu haberin, tüm dünyaya medya tekelleriyle etkili şekilde yayıldığını ifade eden Özsoy, ''Bu haber, ABD'den Pasifik adalarına kadar her yerde yankılanmıştır. Özellikle Telegraph yayınını kopyalayan bazı yabancı kaynaklı medya kuruluşlarının 'En büyük 6. nehir boğazın altından akıyor' şeklinde başlıklarla haberin gerçekliğini hiç sorgulamadan 'müthiş bir keşif' gibi duyurdu'' dedi.

Tomografi ne kadar kanser yapar?

Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Bor'a göre, görüntüleme yöntemlerindeki radyasyonun yarattığı kanser riski, sigara ve diğer nedenlerdan kaynaklı riske göre çok düşük.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Doğan Bor, medikal görüntülemede asıl sorunun tomografi sisteminin hatalı kullanılmasında ya da kalibrasyon nedeniyle gereğinden çok daha fazla radyasyona maruz kalınmasında yattığını söyledi.

Prof. Dr. Bor, son dönemde ''bilgisayarlı tomografiden (BT) yayılan radyasyonun kanser riskini artırdığına'' ilişkin uluslararası düzeydeki araştırma sonuçlarının ulusal medya kuruluşlarında yer alması üzerine Ensitütü tarafından hazırlanan değerlendirme raporu konusunda bilgi verdi. Bor, ABD kaynaklı bu araştırmalardan birinde, ''2007 yılında yapılan 72 milyon BT incelemesinin ileriki yıllarda 29 bin ilave kanser vakasını ortaya çıkaracağının ve doğal kanser ölümlerine ilave olarak yaklaşık 21 bin kişinin hayatını kaybedeceğinin'' öne sürüldüğünü aktardı.

Kemik kusurlarını, odun parçası ile onardılar

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, 12 koyun üzerinde yapılan bir araştırma, ortopedik cerrahide kemik kusurlarının onarımında odun parçasının kullanılabileceğini ortaya çıkardı.

KTÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı bünyesinde, Prof. Dr. Ahmet Uğur Turhan danışmanlığında, Ortopedi Uzmanı Dr. Adem Yıldız tarafından, ''Ortopedik Cerrahide Kemik Kusurlarının Onarımında Odun Kullanımı'' konulu araştırma gerçekleştirildi.

Dr. Yıldız, ortopedik cerrahide müdahale gerektiren hasarların, sonuçları bakımından tedavisi zor hastalıklardan olduğunu ve tedavinin maliyetini karşılayan devlet açısından da külfete yol açtığını söyledi.

Kansere karşı herpes virüsü

Uçuklara yol açan herpes virüsünün üzerinde oynanmış bir formu, baş ve boğazda görülen kanser tedavisinde kullanılıyor.

İngiltere'nin başkenti Londra'da bir hastanede, 17 hastaya, kemoterapi ve radyoterapinin yanı sıra herpes virüsüyle tedavi uygulandı.

Tümörlerin yok edilmesine yardımcı olan virüsün, kanserli hücrelerin içine girerek, onları içeriden yok ettiği ve aynı zamanda hastanın bağışıklık sistemini desteklediği tespit edildi.

Royal Marsden Hastanesi'nde yapılan ve sonuçları "Clinical Cancer Research" dergisinde yayımlanan araştırmada, hastalarda kanserli bölgenin ameliyatla alınmasının ardından kanserin izine yüzde 93 oranında rastlanmadı. Aradan iki yıl geçtikten sonra da hastaların yüzde 82'sinin kansere yenilmediği gözlendi.

Uzayı en fazla Çin'in kirlettiği açıklandı

Rusya Uzay Ajansı (Roskosmos), uzayı en fazla Çin'in kirlettiğini açıkladı.

Roskosmos'un internet sitesinde yayımlanan açıklamada, uzayı Çin'den sonra en fazla kirleten diğer iki ülkenin ABD ve Rusya olduğu kaydedildi.

Açıklamada, uzaydaki atıkların yüzde 93'ünün bu 3 ülkeden kaynaklandığı belirtilerek, "Tahminlere göre atıkların yüzde 40'ını Çin, yüzde 27,5'ini ABD, yüzde 25,5'ini Rusya, yüzde 7'sini uzay araştırmalarına katılan diğer ülkeler üretiyor" denildi.

NASA, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkelerin uzayı en fazla kirleten ülkeler olduğunu açıklamıştı. NASA'ya göre, Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetleri, imha ettiği toplam 1402 uydu ile 4 bin 431 uzay aracı parçasını dünya yakınlarında uzaya fırlattı.

Bilim adamları Mars'ta yaşam izi buldu

Araştırmacılar, kızıl gezegen Mars’ta yaşama dair iz barındırdığını düşündükleri kayalar keşfetti.

Bilim insanları, fosilleşmiş yaşam izleri taşıdığını düşündükleri kayaların, Mars’ın yüzeyinde, çatlaklardan oluşan Nili Fossae bölgesindeki kayalarda bulunduğunu açıkladı.

Uzmanlar Mars’ın karanlık yüzünde kalan hendek benzeri bir yapıya sahip olan bölgenin, Dünya’daki yaşama ait ilk fosillerin bulunduğu Avustralya’nın Pilbara bölgesindeki coğrafi yapıya tıpa tıp uyduğunu belirtti.

Yapılan çalışmada elde edilen bulguların Earth and Planetary Science Letters dergisinde yayımlanacağı belirtildi. California’daki SETI Enstitüsü’ne bağlı araştırmacılar, Dünya’nın yüzeyinde yaşama dair ilk izlerin korunmasını sağlayan sıcak su süreçlerinin Mars’ın Nili Fossae bölgesinde de gerçekleşmiş olabileceğini belirtti.

'Ünertan'a sahip Hataylı ailenin genetik şifresi çözüldü

El ve ayak üzerinde yürüme sendromu 'ünertan'a sahip Hataylı ailenin gen haritasını çıkaran bilimciler büyük ödülün sahibi oldu.

Türk genetikçiler, el-ayak üzerinde yürüme sendromu olarak da bilinen ''Ünertan'' sendromunun ilk olarak görüldüğü Hatay'lı ailenin genetik şifresini çözdü. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özçelik ve Dr. Süleyman Gülsüner'in dünya çapında yankı uyandıran bu başarısı, insan genetiği alanında en prestijli ödül olarak kabul edilen ''Isabelle Oberle Young Investigator Award'' ödülüne layık görüldü.

Araştırmacılar, genin bulunması sırasında dünyada ilk kez kendilerine özgü yeni bir yöntem geliştirdiler ve genin Hatay'lı ailenin dışında başka bir ailede görülmediğini de gen tarama yöntemleriyle saptadılar.

Güneş’teki patlama bizi nasıl etkileyecek?

Amerikan Uzay Dairesi, NASA, hafta sonunda Güneş’te dört büyük bir patlama yaşandığını ve şok dalgalarının bugün Dünya’yı etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Güneş'te meydana gelen bu patlamaların iletişim şebekelerini etkileyebileceği bildirildi.

NASA'ya ait gözlem üsleri, pazar gününden bu yana Güneş'te arka arkaya dört patlamanın meydana geldiğini belirledi.

İlk başta meydana gelen büyük patlamanın diğerlerini tetiklediği tahmin ediliyor. Patlamanın etkisiyle oluşan şok dalgalarının 150 milyon kilometrelik bir mesafe katettikten sonra Dünya'ya ulaşması bekleniyor.

En önemli radyasyon kaynağı toprak!

Nükleer santral yapımı çalışmalarıyla daha sık gündeme gelen aslında yabancımız değil, evrenin ve hayatın bir parçası...

İnsanlar yeryüzünde var oldukları günden bu yana radyasyonla birlikte yaşıyor, doğal ve yapay yollardan radyasyona maruz kalıyor.

Radyasyon doğal ve yapay veya iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon radyasyon olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Doğal radyasyon kaynaklarının başında toprak ve güneş geliyor. Güneşin yanı sıra uzayın derinliklerinden ve hatta galaksilerden, atmosfer içindeki atomlarla etkileşerek gama radyasyonu olarak dünyaya gelen kozmik ışınlar da doğal radyasyon kaynakları olarak biliniyor. Işık görünen, ısı da hissedilen bir radyasyon kaynağı.

Göktaşı 172 yıl sonra çarpabilir!

Büyük göktaşını rotasından saptırma çalışmalarının 50 yıl sonra başlaması gerekiyor.Yoksa çok geç olacak!

NASA tarafından sürekli gözlem altında tutulan bir asteroidin 2169 ile 2199 yıllarında Dünya’ya çarpabileceği ve en olası tarihin 2182 yılı olduğu bildiriliyor.

Gerçi asteroidin Dünya’ya çarpma olasılığı şimdilik 1000’de 1 olarak hesaplanıyor. Ama 2182 yılında bu olasılık 500’de 1’in daha altına iniyor.

Potansiyel katil, (101955) 1999 RQ36 adlı ortalama 560 metre çapında bir asteroid. Dünya’ya tehlikeli olabilecek kadar yakın yörüngelerde dolanan ve gözlem altında tutulan yaklaşık 2500 büyük asteroitten biri . Bunlara 236 kuyrukluyıldızı da eklemek gerekiyor. (NASA’nın son çalışmalarına göre çapı 1 km’yi aşan asteroidlerin sayısı (en büyüğü 25 km) 500-600 kadar. Ancak daha küçük çapta olan bilinen asteroidlerin sayısı 7000’i aşıyor.

Dünyada bir ilk!

Bu yöntemle, hasta henüz hayatta ve sağlıklıyken Alzheimer’ı teşhis ediyor!

ABD’de beş yıl önce “Avid Rasyofarmasötik” adlı bir şirket kuran Dr. Daniel Skovronsky, geliştirdiği yeni tarama yöntemi ve radyoaktif mürekkebi test etmek için, ölmek üzere olan Alzheimer hastaları üzerinde çeşitli deneyler gerçekleştirdi.

Skovronsky, hastalar hayattayken yaptığı beyin taramalarını ölümlerinin ardından otopsi sonuçlarıyla karşılaştırdı. Aldığı olumlu sonuçlara rağmen çalışmaları bilim çevreleri tarafından yetersiz ve etik dışı bulunan Skovronsky, geçtiğimiz 14 Mayıs tarihinde aldığı bir e-posta ile çabalarının karşılığını aldı. Test sonuçlarının yer aldığı e-postada, Skovronsky ve ekibinin geliştirdiği tarama yönteminin Alzheimer hastalığını, hasta henüz hayattayken kesin olarak belgeleyebildiği yazılıydı. Bu konudaki araştırmaların yaklaşık 20 yıldır devam ediyor olması sebebiyle, bu e-posta bilim dünyası için büyük önem taşıyordu.

Kanserde kişiye özel aşı

ABD’li bilim adamları kişiye özel kanser aşısı geliştirmek için önemli adımlar atıyor. ABD’de mayısta prostat kanserine karşı geliştirilen aşı onay alırken, çeşitli kanser türlerine karşı 12 aşı onay bekliyor...

Amerikalı bilim adamları kanserli mücadelede yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor. ABD’nin Houston kentindeki ünlü Anderson Kanser Merkezi’nden Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne kadar birçok merkezde uzmanlar kişiye özel kanser aşısı geliştirmek için önemli adımlar atıyor.

Aslında rahim ağzı ve karaciğer kanseri gibi hastalıklar için önleyici aşılar bulunuyor. Ancak araştırmacılar kanser olan kişilerin tümörlerini küçültmek için aşı geliştiriyorlar. Johns Hopkins Hastanesi’nden Profesör Leisha Emens “Vücuda tümörü reddetmeyi öğretiyoruz. Bağışıklık sistemini kullanan bu yöntem direkt olarak kanserli hücreleri hedef alıyor, dolayısıyla yan etkisi daha az oluyor” diyor.

6 saat sürmesi planlanan uzay yürüyüşü

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki iki kozmonot, 6 saat sürmesi planlanan uzay yürüyüşü boyunca tamirat yapacak.

Rus kozmonotlar Fyodor Yurçihin ile Mihail Kornienko, tamir amacıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) ayrılarak uzay yürüşüyüne başladı.

Rusya'nın başkenti Moskova'nın hemen dışındaki Rus Görev Kontrol Merkezi'nden yapılan açıklamada, Yurçihin ve Kornienko'nun bugün sabah saatlerinde uzay yürüyüşüne çıktıkları bildirildi.

Açıklamada, iki kozomonotun UUİ'ye kenetlenen Otomatik Transfer Araçları adı verilen Avrupa Uzay Ajansı'ndan gönderilen erzak gemilerini gözlemlemek amacıyla kullanılan bir video kamerayı değiştirecekleri belirtildi.

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar

İçeriği paylaş